24 Haziran 2013 Pazartesi

Mis gibi bir bahar!


Yılın en hareketli, en neşeli zamanları geldi çattı! Güneşle birlikte mutlaka hafif ve taze kokular tercih edin!


Tertemiz bahar esintilerinin kokusunu iyice alıyoruz artık. Etrafta ışıldayan bir güneş, giyilen uçuş uçuş elbiseler, bir ruj bir rimel hafif makyajlar, renkli ve pastel kıyafetler, açık renk bez çantalar... Bahara ve yaza dair her şey nasıl hafifse parfümünüz de aynı şekilde hafif olsun.

Ağır ve yoğun aromalı kokuları kullanırken çok dikkatli olmak gerektiğini ve bu tip kokuların tenle yüzde yüz uyumlu olmadığında ters tepki yarattığını zaten biliyoruz. Ama sıra bahar ve yaz aylarına gelince bu tip parfümler için tek önerimiz hiç düşünülmeden rafa kaldırılmaları. Çok sevmeniz, size en yakışan koku olduğunu düşünmeniz önemli değil; yaz sıcağıyla uyuşmasına ve görevini yapmasına imkan yok bunu kabul edin! Soğuk bir kış gününde duyanın içini ısıtan kışkırtıcı kokular yazın bir kabusa dönüşebilir. Kesinlikle yeni ve taze bir bahar kokusu edinmelisiniz!

Azı karar çoğu zarar!
Parfüm çok hassas bir mevzu. Mevsime ve ten uyumunuza göre bir parfüm seçmek yetmez. Mutlaka uygulama taktiklerini de iyi bilmek gerekir. Maalesef çoğunlukla çok yoğun parfüm sıkma hatasına düşülür. Parfüm sizin tercih ettiğiniz ve size yaklaşan insanların algılamasını istediğiniz bir araç olmalı. Yani kokunuzu duymak istemeyen biri buram buram onu solumak zorunda olmamalı. En kalitelisi de olsa hangi parfümü çok yoğun uygularsanız uygulayın; zaten etkisinin dışında rahatsız edici bir koku elde edersiniz. Özellikle yaz ve bahar ayları için parfümü bol kullanmamaya özen göstermelisiniz.

Uygulama incelikleri
Kışın kıyafetlerin üzerine uygulanması daha doğru olan parfümleri yazın temiz cilde uygulamakta yarar var. Yaz aylarında havanın çok sıcak olması nedeniyle insanların çok ince kıyafetler giymesi, parfüm kokusunun çok daha kısa süre içerisinde uçmasına neden oluyor. Bu nedenle parfüm temiz cilde uygulanmalı. Salgı bezleri sayesinde özellikle göğüs bölgesine kulak arkası ve bileklere uygulanan parfüm, sıcak havanın etkisinde çevreye daha kolay yayılacaktır. Doğrudan güneş ışığına maruz kalan kıyafetlerin üzerine parfüm sürmek, kokunun daha da hızlı bir şekilde uçmasına neden olur.

 Kiraz kokuları her yerde
Meyve aromasının yoğun hissedildiği kokular genelde yaz için ideal. Turunçgiller ve kiraz kokuları 2013'ün en trend sçenekleri olacak. Bu iki meyve aromasının hafif çiçek kokularıyla harmanlandıkları seçeneklerden birini tercih edebilirsiniz. Meyve ve çiçekler kadar 'cool water' olarak bilinen serin kokular da yaz için tazelik veren kokularıyla çok uygunlar. Misk, yasemin, nilüfer, şakayık gibi çiçekler yaz kokularında sıkça tercih edilen çiçekler arasında...



17 Haziran 2013 Pazartesi

Güzellik temiz bir ciltle başlar!

Ergenlik döneminde kadın ve erkeklerin yarısından fazlası kızarıklıklar, siyah nokta ve sivilce sorunları yaşar. Endişelenecek bir durum yok. Bilinçli bir cilt bakımı uygulandığı takdirde durum kontrol altında!



İster 15, ister 50... Hangi yaşta olursanız olun ince gözenekli, taze bir cilt her zaman çekicilik unsurudur. Fakat ergenlikte, ilerleyen yaşlarda veya hayatın herhangi bir döneminde cilt sorunları yaşayan kişi öncelikle sorunun kaynağını araştırmalı. Çünkü cilt sorunları sadece ergenlik, adet dönemi ve menopozdan kaynaklanmaz. Sağlıksız yaşam şekli cilt sorunlarının en önemli etkenleri arasında yer alır: Sigara, yoğun stres, çok yağlı yiyeceklerin tüketimi ve az uyumak cilde zarar vermekle birlikte; yanlış cilt bakımı uygulamaları da cilt sorunlarına sebep olur. Yani işe doğru cilt bakımı uygulaması ile başlamak gerekir. Umutsuzluğa hiç gerek yok sivilce, siyah nokta gibi cilt sorunlarından kurtulabilirsiniz. Fakat öncelikle cilt analizini yapmanız veya yaptırmanız gerekir. Cildiniz kuru mu? Yoksa yağlı mı? Çünkü alacağınız temizlik, bakım veya kozmetik ürünlerini cilt tipinize uygun olarak seçilmelisiniz. Bu yazımızda sorunlu cildinizi tekrar iyileştirip kendinizi iyi hissetmeniz için birkaç öneride bulunacağız.

1     Düzenli Cilt Temizliği: Kir, bakteri ve fazla yağın düzenli olarak temizlenmesi her cildin vazgeçilmezi. Sorunlu cilde temizlik uygularken ise özel pH nötr, antibakteriyel etkili temizlik ürünleri kullanılmalıdır. Temizlik sonra da tonik kullanımı çok faydalı. Bu sayede gözenekler kapanır, cilt rahatlar ve tazelenir. Cildinize haftada bir kez peeling işlemi uygulayın.

2   Cilt Tipine Uygun Temizlik: Her cilt tipinin kendine özgü bakım ihtiyaçları vardır çünkü her cilt tipindeki yağ ve nem oranı farklıdır. Bu yüzden cilt tipinizin hangisi olduğunu tespit etmeniz gerekir. İltihaba meyilli ciltler için papatya ve pantenol rahatlatıcı etki sağlar. Yetişkin kişiler sivilce, siyah nokta gibi cilt düzensizlikleri yaşadıklarında asla ergenler için üretilmiş ürünleri kullanmamalıdır. 

3   Doğru Makyaj: Makyaj yaparken cilt düzensizliklerini kapatmak isteyerek cildin daha çok tahriş olmasına neden olmayın. Çünkü ağır içerikli, yağlandırıcı kapatıcılar veya fazla pudra kullanımı ciltte sivilce oluşumuna yol açabilir. Sivilceli ciltlerde, cildin nefes almasını sağlayacak pudra kapatıcılar hem iyi kapatır hem de cildin parlamasını önler. Yeşil pigmentler içeren kapatıcılar kızarıklıkları mükemmel kapatır.

Ricarda Flörsch Bölümü:
Cilt düzensizlikleri eksik temizlikten kaynaklanmayabilir
Sivilce ve siyah noktalar nasıl oluşur?
Cildimizde en dışta minik bir deliği olan pek çok küçük gözenek vardır. Bu şekilde, yağ hücresinde üretilen yağ bu delikten dışarı atılır. Siyah noktalar fazla yağ atılmasından kaynaklanır. Cilt bir anlamda nasırlaşır. Bunun sonucunda yeni oluşan yağ dışarı çıkamaz, altta birikir ve siyah bir nokta olarak görülür. Buna ilaveten ciltte akne bakterileri de mevcutsa bu durumda yağ bir araya toplanır ve sivilcelere neden olur.   
     
Neden bu tip cilt kirleri en çok T bölgesinde görülür?
En çok yağ hücresi T bölgesi dediğimiz alın, burun ve çenede bulunur. Bundan dolayı en özenli temizlememiz gereken alanlar bu bölgelerdir.

Temizlik konusuna değinecek olursak, kirli cilt ile mücadelede yaptığımız en büyük hata nedir?
Daha düzensiz cilt lafının telaffuz edilmesi bile bazen abartılmış hijyene sebep olmaktadır. Aslında genel olarak sabah-akşam cildin temizlenmesi yeterlidir. Asıl daha önemli olan cilt tipine uygun ürünlerin kullanılmasıdır. Ayrıca parmaklarına hâkim olamayan yağlı ciltli kişiler de riske neden olur çünkü ellerde binlerce bakteri bulunur ve sürekli temas ile bu bakteriler yüze dağıtılır.

O halde ellerimizle yüzümüzdeki sivilceleri asla sıkmamalıyız değil mi?
Evet, çünkü bu şekilde cilt düzensizlikleri artış gösterir. En iyisi bu işi bir kozmetik uzmanına bırakın. İlle de sıkmam lazım diyenler için ise ellerini öncesinde iyice yıkamalarını tavsiye derim, sonra parmaklarını birer kozmetik mendil ile kaplasınlar ve mümkün mertebe en az basıncı uygulayarak sıksınlar. Sonrasında mutlaka alkol ile sıkılan noktalar dezenfekte edilmelidir.  


14 Haziran 2013 Cuma

Zamansız moda

Saat aksesuarların en işlevlisi, en şıkı ve en sevileni kuşkusuz. Özellikle erkeklerin aksesuardaki kalesi sayılan saatlerin en yeni modellerini inceledik.      


 Saat kişisel zevkin, statünün, hayat görüşünün aksesuarda hayat buluşu olarak da özetlenebilir. Kullanmayı sevmeyeni hemen hemen yoktur. Günümüzde telefonların ve ipodların saatlerine daha sık bakar olduk belki ama saatin hakkını da saate veriyor, stilimizi yansıttığını düşündüğümüz modelleri mutlaka alıyoruz. Akıp giden zamanı işaret ettiği için mi, en son teknolojiyi yansıtan modellerinde bile bir nostalji barındırdığı için mi bilinmez kalbimizdeki yeri her zaman ayrı. Saat modellerinin bu sezon yakaladığı yenilikleri inceledik. Geç kalmayın, sezonun en trend, en renkli ve en kullanışlı modellerinden birini mutlaka kendinize ya da sevdiklerinize hediye edin.


Beylerin kalesi
Beylerin vazgeçilmez aksesuarı, bir numarası kesinlikle saat. Bakanı etkileyecek çok önemli bir seçim. Bu yıl plastik kayış ve çelik kasaya sahip olan saat modelleri en revaçta olan modeller. Renkli saatleri de erkeklerin kolunda sıkça görüyor olacağız. Silikon kayışlı saatlerin birkaç sezondur süren hakimiyeti devam ediyor. Hem kullanışlı hem de spor ve şık kıyafetlerle uyumlu bu modellerin kirlenme ya da ıslanma dertleri de yok. İddialı renkler kadar siyah ve gri seçeneklerde de üretiliyorlar. Burberry'nin desenli kol kayışları bu yılın en sevimli klasik modellerinden.
Klasik Casio saatlerin hem nostaljik eski modelleri hem de modern versiyonları yine her yerde. Spor giyinmeyi tercih edenler için turuncu, lacivert ve toprak tonlarında pek çok markanın ürünleri imdada yetişiyor.

 Cıvıl cıvıl renkler
Geçtiğimiz birkaç yılda daha koyu tonlarda saatler oldukça revaçtaydı. Bu yıl rota tam tersi yönde. 2013 sezonunda daha renkli ve çok daha parlak saatler moda. Özellikle, beyaz, altın sarısı ve gümüş renk saatlari herkesin kolunda görmeye hazır olun. Geçen yılın neon renkli, bakanın gözünü alan, cıvıl cıvıl, göz alıcı saatleri bu yıl da bileklerde. Genelde spor tarzlara daha uygun olan bu modelleri, doğru seçimlerle klasik tarzda kullanmak da mümkün. Bu sezon ince, zarif saatlerin yanı sıra; daha kalın kordonlu, büyük gövdeli saatler de sıkça kullanılıyor olacak. 

10 Haziran 2013 Pazartesi

Pembe bir yaz

Doğal, sade ve iddialı... Allıktan ruja, fardan göz kalemine son dönemlerin en trend makyaj rengi kesinlikle pembe.


Doğru uygulandığında masum bir görüntü yarattığı kadar iddialı ve duru bir imaj da kazandıran, küçük dokunuşlarla masumdan marjinale pek çok farklılık yaratılabilen pembe tonlarında makyaj; son yılların tartışmasız favorisi. Pembenin parlak ve mat tonları geçtiğimiz bir iki sezon boyunca hüküm sürdüğü gibi bu yaz da en çok tercih edilen makyaj rengi olacak...
Dinamik yaz günlerine etkileyici bir makyajla giriş yapabilmeniz için farklı tonlarda binbir çeşit pembe ürünü mutlaka deneyin. Çarpıcı renkte dudaklar kadar parlak tonlardaki allık ve göz çevresi de bu sezonun en moda dokunuşları. Parlak fuşya veya magenta renkler pembe makyajın en önemli tamamlayıcıları olacak hatırlatalım!

Pembe dudak şart!
2013 İlkbahar-Yaz sezonunun en çarpıcı trendi çekici pembe dudaklar. Baharın sonlarına doğru içimizdeki canlılık iyice uyanırken; kışın kasvetini pespembe rujlarla ve onu sağlıklı, genç bir görünümle tamamlayan pembe allıklarla geride bırakmak harika bir fikir. Tabi saç ve ten renginize göre size en iyi uyum sağlayacak pembe ruju seçmeniz çok önemli. Pembe ruj sade olduğu kadar da iddialı ve zor bir seçim, dolayısıyla yanlış bir renk tonu hayalinizdeki makyajı bozabilir. Yüzünüzle uyum sağlayan makyaj rengini bulmak için birçok seçenek denemekten çekinmeyin. Uygulayacağınız makyajın bütününe uyan tonları tercih edin.

Dikkat çekin
Özellikle dikkat çekici bir pembe ruj uyguladığınız zaman yüzünüzdeki diğer tüm makyajları daha sade tutmanız tavsiye edilir. Ama bu sezon şakaklardan göz çevresine; parlak pembe kalemlerden eyeliner üstü uygulanan pembe farlara gerçekten uçuk görüntüler yakalamak da serbest. Pembe allıklar, farlar, kalemler, rujlar, her biri birininden keyifli Rossmann pembeleriyle mutlaka sezonun trend makyajını uygulayın. Hem seçerken hem de sürerken pembenin cazibesine kapılacak ve bu yaz pembe rengi makyaj çantanızdan çıkaramayacaksınız...

6 Haziran 2013 Perşembe

“Vakit kendi kendini doğuran bir şey”

Çünkü Ayça Şen'in yapmak istediği her şeye vakti var. Ona göre vaktim yok demek hikaye. Radyo dj'liği, yazarlık, albüm, tv programcılığı... Saymakla bitmiyor ama Ayça Şen'in enerjisi de bitmiyor ki. Hepsine vakit ayırırım, sporumu da yaparım, üstelik sevdiklerime, keyfe vaktim de kalır diyor.

 
Ayça Şen gerçek bir başkan. Eskilerden bu yana radyoda sesini duymayı en sevdiğimiz programcılardan. Çok komik ve çok zeki bir kadın olarak hiçbir zaman bunu ispat etmek zorunda değil, herkes şıp diye anlar, zorlama, eğme ve bükme yoktur. Yüksüz biri gibi bir hali var hep, yani hiçbir şeyi çok takmıyor gibi. Oysa girdiği her işte başarılı, belli ki çalışkan, üstelik anne. Ona benzemek, hayata onun baktığı gibi bakmak istediğiniz insanlardan biri basitçe. Kendini dürüstçe ortaya koyabilen, lafını esirgemeyen, insan olduğunu ve robot olmadığını her fırsatta gösteren, bildiğimiz ünlü imajından çok daha eğlenceli, çok daha cesur bir kadın. Ve tabii satırlarını okuyacağınız bu röportaj sorularına iki dakikada uzun cevaplar yağdırırken gülmekten kırıp geçiren biri.
Birkaç farklı işi birlikte yürütüyor Ayça Şen ve hepsinden de alın akıyla çıkıyor. Radyoculuğun en iyilerindendi, uzun süre Radikal, Taraf gibi gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Müzik dedi, albüm dedi hepimizi şaşırttı ama ilk albümünü herkes bağrına bastı. Şimdilerde ikinci albümünü hazırlıyor, kitap yazıyor ve bir yandan da D Smart'ta ilginç bir program sunuyor. Ortaya Karışık adını taşıyan bu programda seçilen bir meslek, yerinde gidilip incelikleriyle öğreniliyor. Ayça Şen sunucu olarak buldukları tüm enteresan meslekleri icra etmeyi bizzat deniyor ve tabii yine en klişe tabirle -ama onun için çok yerinde- güldürürken düşündürüyor. Ayça Şen'le yeni programından, günlük hayatından, bakım ve makyaj ile ilgili düşüncelerinden, bir de eskilerden biraz konuştuk...

Yeni programınız Ortaya Karışık ne zaman başladı, hangi günler yayındasınız?
Ocak ortası gibi başladık. Çarşamba günleri saat 23’te ve programın tekrarı Pazar günleri saat 18’de yayınlanıyor.

Program fikri nasıl ortaya çıktı, nereden aklınıza geldi böyle bir iş yapmak?
Aslında benim aklıma gelmedi, bu bir teklif oldu. Arkadaşım İlhami Algör programı Film Ekibi ile yapıyormuş, sunucu olarak da beni düşünmüşler, proje çok eğlenceli geldi, başladık.

Kaç program çektiniz, neler yaptınız bugüne kadar birkaç örnek verebilir misiniz?
Şu anda sanırım 15. programı çekiyoruz. Mesela bu hafta alternatif şifacılar ve yaşam koçları, hipnoz, aile dizimi gibi son yılların moda hikayelerini çektik. Konsantre olarak tahta kırmayı öğrendim ve cam kırıklarının üzerinde yürüdüm. Ayrıca auramın röntgenini çektirip boynumu kütürdettim. Tehlikelerle dolu bir program yani (gülüyor)

Şu ana kadar en komik ve en trajikomik anılar neler oldu programla ilgili? Nasıl bir tecrübe oldu sizin için yaşadıklarınız?
Hiç görmediğim ve göremeyeceğim yerlere gittim, işin erbaplarıyla konuştum. Bundan önceki haftalarda dansözlüğün, zenneliğin inceliklerini araştırdık. Elmas ve pırlanta işçiliği, altın imalatı, ne bileyim işte sokak yemekçileri, köpek eğitmenleri, daha pek çok enteresan mesleği gidip yerinde inceledik. Bütün ekip gittiğimiz yerlerde yeni şeyler göreceğimizi bildiğimiz için hiç üşenmiyoruz. Normalde ben üşengecimdir fakat çok ilgimi çekiyor bütün bunlar.


Kendi mesleklerinize nasıl yöneldiniz? Nasıl başladı her şey?
9 yaşında TRT çocuk korosundaki sınava girip de mikrofona aşina olduğumda başladı.

Radyoculuk mu, televizyonculuk mu, yazmak mı, şarkıcılık mı, seslendirme mi, hangi birini sayalım? Hepsine nasıl zaman ayırıyorsunuz? Son dönemlerde ağır basan var mı, hangisi sizi daha mutlu ediyor?
Hepsi ayrı ayrı ve dönem dönem güzel. Bunlar ayrı zamanlarda olduğu ve yaparken yoğun konsantrasyonla yapıldığı için vakit almıyor gibi geliyor bana. Tabii bir de eğlenerek yapıyor olmak da bunda büyük etken. Zorlamayla yapıyor olsaydım, -ki zaman zaman öyle de oluyor- bu kadar uzun süre hiç birini yapamazdım. Şu aralar yeni albüm ve yeni kitaba çalışıyorum Ortaya Karışık’ın yanı sıra. Sabah 5’te kalkıp kitabıma ufak ufak bölümler yazıyorum, bazı günler de müzik için prodüktörümle bir araya geliyorum. Vakit kendi kendini doğuran bir şey. Vaktin olmaması bence hikaye. Her zaman vakit vardır.

Bu kadar çok işi birlikte yapmak ve bir de hepsinde başarılı olmak yetenek kadar çalışmakla ilgilidir sanırım, çalışkan mısınız? Çok rahat bir haliniz var çünkü aksine...
Çok teşekkür ederim. Çok çalışkan değilim aslında. Ya da çalışma mefhumunu yanlış anlıyorum. Bana çalışmak, sevmediği şeylere tahammül ederek hayat mücadelesi vermek gibi geliyor. Oysa çalışmak esas manada sevdiğin işi sonuna kadar disiplinli bir şekilde götürmek demek. Eğer ikincisi gibiyse çok çalışkanım. Ama işler zora gelince sebat etmekse o zaman tembelim ve sanırım en önemlisi de bu sebat. Dolayısıyla aslında tembelim.

Bir de tabi annesiniz. Memo'nun hikayesini yazılarda bu kadar samimiyetle paylaşmak sizi korkutmuyor mu?
Onun özel hayatını yazmıyorum ki. Her çocuk ve annenin ortak anıları gibi bunlar. Şimdilerde artık pek yazmıyorum zaten.

Yıllardır radyo programlarında sesinizle yaşadı insanlar. Sizi dinlemeden gün geçirmedi. Nasıl bir his, nasıl bir hayran kitlesi ile birlikte yaşamak şekli bu, biraz tarif etmeye çalışsanız?
Bunu duyunca sevinçten biraz ağlayasım geldi. Hayran kitlesi gibi değil de, arkadaş kitlesi diyelim. Ben bu hayran kelimesinden çok utanıyorum. Dışlanmışım gibi geliyor. İnsan hayranlık duyduğu birine aynı zamanda öfke de barındırır çünkü. Oysa ben temiz bir sevgi ile yayın yaptım. Kendimi dinleyicilerimden ayrı görecek, gösterecek çok az şey yapmışımdır yaptıysam da.

Özellikle şimdi yaptığınız tv programıyla da örtüşen, yıllardır bana bir şey olur diye korkmayan, sakınmadan söyleyen, yazan, bildiğimiz ünlü-dişi imajından çok uzak bir haliniz var. Cesur musunuzdur?
Yok aslında korkak bir yapım vardır. Bu da beni çok rahatsız ediyor. Söyleyeceğim sözleri fazla tartar biçerim. Öz saygım bazen bu açıdan zedelenir bile fakat bunun muhasebesini çok sık yaptığım için cesur gibi dururum. Yani eğer söylemeye korktuğum bir şey varsa bunu dinleyiciye de derim. O zaman artık o hepimizin suçu olur çünkü.

Blog yazarlığı hakkında ne düşünüyorsunuz? Yıllardır gazetelerde yazan isimler de bloglara yöneldi malum. Siz de yazıyorsunuz...
Çok iyi bir şey. Bir kere buralarda oto sansür yapmıyorsun. Ben de şu aralar bloguma eğiliyorum. Biraz geç kaldım ama öğrenmem zaman aldı.

Yeni projeleriniz neler yakın dönem için?
Yeni bir albüm yaptık. Prodüktörlüğünü ve ruh kardeşliğini -ay bu laflar da ne gıcık, ‘ruh kadeşliği’ bıy bıy bıy- Selçuk Sami Cingi ile birlikte yaptık. Güzel olduğunu düşünüyoruz; bakalım dinleyici ne diyecek. Bunun dışında da bir roman üzerinde ara ara çalışmaya devam ediyorum sabah erken saatlerde.

Bir gününüz genelde nasıl geçer?
Az uyurum. Sabah erken kalkıp biraz yazı yazarım, internette twitter, blog, yok efendim maillerimdi, günlük fal okuma gibi geyiklerdi, azıcık gündeme bakma gibi şeyler yaparım. Kahvaltıyı asla ihmal etmem. Sabahları bol bol kahve içerek yazı çizi işlerine bakarım. Sahi, sizin dükkanda yani Rossmann’da eskiden çok güzel bir kiloluk çekirdek kahve vardı ondan getirmiyor musunuz artık? Neyse işte, ondan sonra spora giderim, pilates yaparım, o tip zıpçıktı işler, öğlen çekime giderim bazen. Haftada üç gün de yabancı dil kursuna gidiyorum. Genelde evde otururum. Bahsettiğiniz bütün işler her günümü doldurmaz yani. Bol bol aileme, kendime vakit de kalır.

 Bakımlı bir kadın mısınız? Bakım size göre nedir ya da?
Dönem dönem bakımlıyımdır. Dönem dönem de paspas gibi gezerim. Bakımlı olduğum zamanlarda iyi hissederim ve daha üretkenimdir. Bu yüzden spor benim gibiler için çok önemli. Krem sürmek, kaş göz çizmek, boynuma kadar çektiğim eşofman dışında bir kot giyinmek mesela, bunlar da çok önemli.

Neler yaparsınız kendinizi iyi hissetmek, iyi görünmek istediğiniz zaman?
Spor yaparım, müzik dinleyerek sokaklarda yürürüm, incik boncukçuya girerim, vitrin bakarım, arkadaşlarımla kahve içerim, ne bileyim, eşimle bol bol dedikodu yaparız, sokakta yürürüz, yemek yeriz.

Makyaj yapar mısınız, sever misiniz? Sık kullandığınız ürünler var mı?
Pek yapmam. Severim ama üşenirim. Genelde göz kalemi ve allık kullanırım. Bazen de sadece allık kullanırım. Ben iyi hissediyorum ama çipil gözlü olduğum için genelde göz kalemine ihtiyaç duyuyorum. Özellikle de çekimlerde. Yoksa ışık altında gözlerim hiç görünmüyor.

Son dönemlerde en çok ne yapmaktan keyif alıyorsunuz?
Her zaman olduğu gibi, evde oturmaktan (gülüyor).